11 Ekim' 22

 Sakin geçen günlerden korkuyorum. Böyle öğretilmiş. Gün içinde bir şeyler yolunda giderse sanki "yolunda gitmeyecek bi'şey için bizi hazırlıyor"muş gibi geliyor. İlk kimin aklına geldi acaba bu huzurlu halin içine çomak sokma fikri. Bir gün biri uyanıp , güneşli bir günde gökyüzüne bakın, sıcak hava tenini ısıtırken şöyle demiş olmalı ;

- yağmur yağacak. 

Yağmış mıdır acaba? Umarım yağmıştır, en azından onca yıl (belki bin yıl?) sonra elimizde geçerli bir sebebimiz olmuş olur. 

Size de oluyor mu, yatağa yattığınız anda günün çetelesini tutmaya başlar mısınız? 

"O bana ne dedi, bu bana bi şey der miydi, o bunu deseydi ya ben ne derdim?"

Benim beynimin içindeki kavga başka hiçbir şeyde yok gerçekten , inanın. 

Bir keresinde hipnoz seansına katılmıştım ve oradaki adam 45dk boyunca hipnoz olamadığımı anlayınca bana beynimin hiç susmadığını söylemişti. Hep bir adım sonrasını düşünüp , olası bir senaryo için kendimi hazırladığımı bu nedenle de sessizliği sağlayamadığım için kontrolümü de yitirdiğimi söylemişti. 

Gerçi bunun için 2016 senesinde 200 lira ödemesem de olurdu. Zaten bazen birileri bize bildiklerimizi söylesin diye bu tarz olaylara girişiyormuşuz gibi geliyor. İnsan bildiklerini duymayı, dinlemeyi sever ama onun direkt söylenmesinden hoşlanmaz. Biraz süsleyip biraz da sağa sola vurdurunca ortaya yeni, yaralı, güçlü versiyonunu çıkartır. İşte bu yeniden doğumun bir farklı'cası'. Kağıt aynı da katlama şekli farklı. Saç aynı da, fönü değişik, makyaj aynı da, ruju bir garip. Anladınız değil mi?

Biz aslında hep aynıyız, söylemler değişik. 

Takriben pek bir şeyi değiştiremeden gideceğiz bu dünyadan. Sanki kazanılacak bütün savaşlar kazanıldı, yazılacak en güzel şarkılar da o güzel atlara binip gittiler ve geriye dünün aynısı, lacivertin bir türü kaldı gibi. 

Al işte, en baştaki o kişi oldum, 

- yağmur yağacak diyen kişi. 

Gün sakin geçiyor, ondan hep.

hep. 

Yorumlar

Popüler Yayınlar