TENTÜRDİYOT
Dizimdeki yaraya ağlıyorum, sana değil. Bisiklet sürerken oldu. Yaparım sandım, başarırım. Aksam vakti eve döner; uzuuun uzun , en sabırsız halimle demir kapının ziline basar, başım dik, omuzlarım geride, yanaklarım terden al al içeri girer;
- yaptım !
Derim sandım. Sokağın başından ortasına kadar sürsem yetecekti. Çok değil , on tur cevirebilseydim pedalı tamamdi. Alnıma yapışan kara leke de silinecekti böylece. Akşam sen banyoda boynumun kirini ovarken sırtımı da sivazlayacaktin zımpara ellerinle.
- aferin Kara kızıma
Diyecektin.
Pencerenin ardında, tülün gerisinde beni izleyip gururlanacaktin. Eger istersem boyuma bakmadan neleri başarabilecegimi anlatacaktın anneme telefonda. Tıpkı daha önce ama çok önce duvarda asılı duran beyaz saatten akrep ile yelkovanı öğrettiğin gibi.
Aniden sözlüye kaldıran bir öğretmendin sanki….
- kaldır kafanı kaçı kaç geçiyor söyle.
Cesuru güzel geçiyor , yalan kendi rüzgârına yaklaşıyor anneanne..
birazdan hava kararacak , ben kırmızı eşofman altımı sıyıracağım bacaklarımdan, dertop olup düşecek yatağın dibine, ayak parmaklarımla corabimi çıkaracağım zafer sanıp sonucu. Bembeyaz tişörtümle uzanacağım yatağa, yarın da bunu giyeceğim, daha bir kaç gün giyerim. Yemek dökmeyeyim yeter anneanne..
Kimbilir saat kaçta dalacagim uykuya. Derinlerden bir ses gelecek, çocuk aklım oyunlar edecek. Üstümdeki baskıyı hissedeceğim önce, sonra sesin gelecek derinden, korkacağım Allah’ın kelamından. Sen de dua et diyeceksin bana . Kipirdayamayacagim.
Bir gümbürtü kopacak, bir çığlık sesi gelecek gecenin gerisinden.. Yıllarca gittiğim kuran kurslarının hakkını veremeyeceğim , ne var ne yoksa unutacağım o an.
Benim hafızam kendini silerken,
Haritadan da bir kaç ilçe silinecek,
17 bin kişi gözlerini yumacak.
Benim ise cocuk aklımda tek bir panik yaşanacak,
Nereye düşmüştü bu kırmızı eşofman altım?
Ağlarım sanacaklar, ağlamayacağım.
Sırası gelecek çünkü onun da ,bekleyeceğim.
Ve bir gün,
Anne olacağım.
Başka bir gün ben uyurken bir kaç sehir düşecek elekten elenir gibi…
Toza dönüşecek 120 ay vadeli evler, bedavaya sakız veren bakkallar, paslı çocuk bahçeleri…
Ben sağımdan soluma huzurla dönerken,
Anneler çocuksuz,
çocuklar annesiz kalacak.
Babalar ve kardeşler biletsiz yollara çıkacak.
“Annesinin göğsünden aldılar bu yavruyu” diyecek haberlerdeki sarışın güzeller.
O an anlayacağım:
99 depremi düşecek raftan.
Olabilecek en az on farkli kurtulma yolu varken; senin yasamak için değil kurtarmak için üzerime kapandığını okuyacağım.
Kendin ölebilecekken ben olmeyeyim diye çabaladığını, canının benimkinin yanında senin için bir kuruş değeri olmadığını..
Sonra aklıma gelecek,
O gün bisiklet sürmeyi ogrenemedigim.
Kapıdan içeri ağlayarak girdiğim.
- düştüm
Dedim sana. Bastın tenturdiyotu yarama. Hiç acımadın saatler sonra canini siper edeceğini bana …
Ah Dedim sana. “üfle üfle…”
- hayat
Dedin sen de.
- eze eze , ağlata ağlata, işte böyle yaka yaka öğretir insana. Ağla ve devam et sonra…
Ağlıyorum anneanne.
Sana değil.
Sadece
Dizimdeki yaraya.
Ufka sürdüğümü sandığım bisikletimden beni itip
o yarayı yıllar sonra yeniden açanlara…

Yorumlar
Yorum Gönder